Browsing Tag

üzgün ağaç ağıdı

Şiir

bir mehtabınız olsun: akın yanardağ

                     “olsun: gece misiniz, bir mehtabınız olsun..”/m.çetin

o kadar uzak değildi. o kadar yakın da
aşkın dokunabilirliği, gibi. ağlamayı gülmeye 
gülmeyi ağlamaya dönüştürmekle, yani o yaz günü 
çeşmesi gibi mayıs ağacı altında oturulan..kalbini mi
yani iyiliğini çıkarıp orta yere koyardı. varlığını koyardı
şimdi, görünmeden kimselere koruyor yine varlığını. kimseleri 
görmeyi kabullenmeden..onun hayatı, yaralarını böyle kalmak-
la iyileştiriyor şimdilerde. oysa aşk, iklimi neden korkutsun insanı
kalbi neden soğusun insanın: aşk, o iyi ve kamaşan karmaşa 
niye soğutsun ki arzusunu.. soğumadı..iyi ki

I.
hiç alınmadı sanki, hiç kırılmadı hatta
anlamını arayan bedeni cömert bir kalbi
hoşgörülü kelimeleri vardı manolya’nın
uzak bir liman olma dileği her defasında
dur-duraksız yollara yürüme serencamı.. Devamını oku

Şiir

solgun kırlara da büyür çayırlar: akın yanardağ

iç detay/: o arayış gelip buldu beni. düşmüş bir tetik gibi

bekliyordum bunu. gelip bulacaktı beni ve benim ondan

kurtuluşum olmayacaktı; bir heves gibi, gibi..

 

uykudan uyanmış, sarsaklığın geçmesini bekliyor; sabahın,

kendini bende hissetmesini değil, ellerimin, sabahın

balkonundaki kuşlara değmesini istiyor..

dış detay/: siz zaten ölü bir insan olarak doğdunuz, bunu

anlıyorum. konukluğun dünya halinden geliyordunuz, kollarınız

taşırken o silahları, ayaklarınız ah etmiyordu; üstelik işkence

görmüş bir haliniz de vardı, bunu, kollarınızdaki yanıklardan

ve sigara izlerinden ve gözlerinizdeki o anlamdan çıkardım.. Devamını oku

Şiir

kırılma ağacı*

kış da geçecek, biliyorum

artık birikemediği alanlarda

dalların sesini de alarak içine

sanki toplanmış kabahatleriyle

bir çocuk, mahcup bir gülüş gibi

gelip senin gözlerinde büyüyecek Devamını oku

Blog Söyleşi

Zamanın bu kadar can yakıcı olduğu yerde şiir bir ihtiyaç

“Kalbim çekildi yolunuzdan bir gün. Bir akşamüstü, sizin gününüz aydınlıkken. Siz aşk tazelerken, size göreyken mutluluk.”

‘Üzgün Ağaç Ağıdı’, ‘Aşka Şirk Günleri’ ve ‘Vaktidir’ adlı üç şiir kitabı olan genç şair Akın Yanardağ; bir ifade biçimi olarak gördüğü şiiri tanımlamanın, şiirin ne olduğunu söyleyebilmenin çok mümkün olmadığını ancak şiirin, insanın kendi kalbine inmesi olarak düşünüyor.

“Kendi kalbine inmesi” Yanardağ için çok önemli bir imge. Çocukluğu ve ilk gençlik çağları, 1938 Dersimi’ni yeniden yaşatan 1993-1994 yıllarındaki yoğun köy boşaltmaları döneminde geçmiş. Yatılı okuduğu yıllarda şiire yönelen Yanardağ, şiirlerine yansıyan bu dönemi şöyle anlatıyor:

“Benim kendi hayatımda ani, hızlı gelişen bir süreçti. Kendi dilinden, kültüründen, yaşam alanından koparılıyorsun ve başka bir kültüre, mecraya atılıyorsun. O yılların üzerimdeki etkisi, sonradan ortaya çıktı. Şiirlerime yansıdı. Neticede küçüktüm ama şiir eğer hafızayla, aidiyetle, dille de ilgili bir şeyse sonradan bunun etkisi ortaya çıkıyor şiirle birlikte. Yani şiir, benim için yaşadıklarıma, çocukluğuma yönelik bir kazı faaliyeti oldu. Ondandır ki ‘hafıza’, ‘hatırlama’ temel izleğim oldu.” Devamını oku

Şiir

şiire doğru: akın yanardağ

siz, siz olun onlara uymayın! onlarda okuduğunuz 

şeyin sizdeki anlamlarına varın.

e. yağan

yatağınızdan kalktınız, yara okur gibi okumaya başladınız. kanınızın aktığını, kalbinizin ısındığını hissettiniz, derken.. aşkınız bulunacak mıydı acaba; aşkınız şimdilik içinizde; bir tek sizinle dağın iki başı gibi kırlara çıkıyor; rüzgârla ormanlara arınıp, sulara yıkanıyor; içindeki gölgeyi asıp.. ama aşkınız bulunacak mıydı.. yani sırrınız bulunup dal budak salacak mıydı daha; dal-budak yayılan yara gibi..

şiiri pek sevmezdiniz ama yazılan şiir size yöneldiği için teslim alındınız. ciddileştiniz, hayallere daldınız; gözlerinizin iliştiği o ilk nesnelerin üzerinde farkında olmadan bir boşluğa bakıyormuş gibi dünyalar yerleştirdiniz içine ve kalbinizdeki o tuhaflıkla hızlandı kanınız, çıplaktınız. biliyorsunuz çünkü hayatınızla sizin aranızda aşktan daha sağlam bir dayanak yoktu, aşk çünkü, siyasettir, kalbi örgütler geleceğe; inandınız, düşüncenizin yeni bir boyutu gibi gece kalkıp, sizin için kurduğu geçitlerden geçtiniz yola inandınız, inanmadınız, inandınız; inanmadınız çünkü içinizdeki evler onaylamıyor pencerelerini, teni dahi

Devamını oku

Blog Genel Şiir yazılar

İNSANI YADIRGATAN DİZELERİN ŞAİRİ

Çünkü şairin şiirlerinde anlam ve estetik bir ölçüde dizelerin derinlerine gömülmüş durumdadır. 

Mehmet Akkaya

İnsanı yadırgatan dizelerin pek çok yerli ve yabancı şairi bulunuyor. Bunlardan birisi de yakın zamanlarda tanıştığım genç şair arkadaşım Akın Yanardağ’dır. Vaktidir (Sur Kitap, 2018) adlı şiir kitabını bana imzaladığı günlerde M. Proust okumaları yapıyordu. Akın, “okuyarak” yazan şairlerden birisi. Son on yıldır şiire yoğunlaşan Yanardağ’ın daha evvel yayınlanmış Üzgün Ağaç Ağıdı (Sur Kitap, 2014) ve Aşka Şirk Günleri (Sur kitap, 2015) adlı şiir kitapları da bulunuyor. Bunları daha evvel okumuştum ama üzerine yazma imkanı olmamıştı. Şimdi her üçünü de konu ederek yazmak istiyorum.

Akın dostumun şiirlerinin, şiir geleneğimizin neresinde yer aldığını, nasıl bir pozisyonda bulunduğunu, dilini ve üslubunu, ayrıca yöntem ve amacını kestirebilmek için yakın tarihimize kısa bir göz atmak gerekiyor. Çünkü Akın’ın şiirlerinde geniş bir mekan, geniş bir zaman yanında alışılmışın dışında dize kurulumlarıyla insanı yadırgatan bir form bulunuyor. Böyle bir formun, arkaplanında buna imkan veren bir geleneğin bulunması gerekir. Şair bu geleneklerden beslenerek anılan şiirleri kuruyor olmalıdır.

Devamını oku

Şiir

esmer dergisi için üç şiir: akın yanardağ

üzgün ağaç ağıdı

I.
hatıradır beni sancıyan bir anı bile kalmışsa senden 

biraz da bu yüzden durup sığınıyorum günlerin geçti’ğine
hayli güz yaprağına hayli dil ve bir kaç da name niyetine
suyun bir bir devirdiği ağaçların hüznüne çıkıyor yolum
iyiysen, güzelsen bir, kalkıp giderim artık ben

zaman pörsüdü bende. bir ağarma olarak kaldım hayata
nehir uzun akarsa uzun olur seyir, göç uzun akar: gördüm

ben burada
üzgün ağaçlarım orda..bölündük iki zaman arasında. yaz:

Devamını oku

Şiir

cihan ağacı*: akın yanardağ

                               insan ki bir sese gelir bazen

zamana mesel kalan geceler/ seher hasreti ile hatır-

latırdı sesini: sözler eski yerine, sesler yerlerine

ateşten emanet közler de küllerine..

 

hatırlansın o halde, esirgenmesin: niye alınterini

severdi düş, niye hep aşkla gelirdi bize, keder..

Devamını oku

Blog Söyleşi

Üzgün ağacın hatırlattıkları: Önder Elaldı

"Hafızanın kendi deneyimi üzerinden tanıklığı"

Akın Yanardağ’ın Belge Yayınları’dan çıkan ilk şiir kitabı olan “Üzgün Ağaç Ağıdı” yayınlandı. Zorunlu göç, ayrılık, aşk, ağıt gibi temaların ağırlıkta olduğu kitapta şiir severlerin ilgiyle okuyacağı şiirler yer alıyor. Yanardağ, kitabın ana izleğinin hatırlama ve hatırlatma üzerinden yürüdüğünü ifade ediyor. Hatırlama ve hatırlatma edimini ise; yakılan orman, yerinden edilen insan, boğdurulan ırmağın hiç dinmeyen yarasının ağıdı olarak tanımlıyor. ‘Ağıt, başlı başına hafızayı geri çağırma işlevi olarak sistemle bir uyuşmazlık halidir’ diyen Yanardağ, ağıt ile hafızanın biraradalığına dikkat çekiyor. Doğa ile insan arasındaki özdeşlik hallerini şiirlerinde ağaç metaforu ile dile getiren Yanardağ, bu dengeyi şöyle ifade ediyor: “Burada pagan bir kültürlenme hali var. Kitapta ‘Dilek ağacı’ şiiri var mesela, ortak bir duyma, hissetme, algılamayı ifade ediyor. 38’in kırım ve kan günlerinden kalma bir ‘efendi ağacı’ var. Yani bizimle başlamayan hayat bizimle bitmiyor. İnsanın ağaç, ağacın insan olma durumu söz konusu”.

Devamını oku

Genel Şiir

“vaktidir” yayımlandı

“akın yanardağ’ın önceki kitapların tekrar baskısıyla birlikte üçüncü şiir kitabı “vaktidir”, çıktı!
üzgün ağaç ağıdı ve aşka şirk günleri adlı şiir kitaplarından tanıdığımız akın yanardağ’ın yeni şiir kitabı olan “vaktidir” sur kitaplığı tarafından yayınlandı.
hafızayı diri tutma alanı olarak hatırlama ve hatırlatma izleği üzerinden giden yanardağ, tam da bugün, yarına dair bir zamanıdır demenin;üstümüzdeki ölü toprağı atmanın, hayatımıza, kalbimize dair orta yerde duran ve olgunlaşan söz ve eylem olanaklarını çoğaltmanın vaktidir, diyor.

iktidarların oluşturmak istediği dünyanın içine alamadığı, değiştiremediği bir öte zaman olarak, egemene, despota, onun normlarına, hazır olana karşı zamanıdır, diyor. cezaevlerinde, sokaklarda, barikatta, düşünsel birikimde bir öte zaman olarak, bizden önce gelen birikimin sürdürülmesidir, diye imliyor.” 

kaynak: sancı kültür sanat edebiyat dergisi