Şiir

solgun kırlara da büyür çayırlar: akın yanardağ

iç detay/: o arayış gelip buldu beni. düşmüş bir tetik gibi

bekliyordum bunu. gelip bulacaktı beni ve benim ondan

kurtuluşum olmayacaktı; bir heves gibi, gibi..

 

uykudan uyanmış, sarsaklığın geçmesini bekliyor; sabahın,

kendini bende hissetmesini değil, ellerimin, sabahın

balkonundaki kuşlara değmesini istiyor..

dış detay/: siz zaten ölü bir insan olarak doğdunuz, bunu

anlıyorum. konukluğun dünya halinden geliyordunuz, kollarınız

taşırken o silahları, ayaklarınız ah etmiyordu; üstelik işkence

görmüş bir haliniz de vardı, bunu, kollarınızdaki yanıklardan

ve sigara izlerinden ve gözlerinizdeki o anlamdan çıkardım..

 

dağdaydım biraz önce; silahı koynunda bir rüya, gözleriyle

tepedeki heligopter’i süzüyordu, gördü onu gördüğümü ki o

şaşırmadan yoluma devam etmem gerektiğini..

.. çıktım ormandan; ben dağdan iniyordum, siz oraya

çıkıyordunuz. devam ederken, alnında yıldızlı bir kızıllık ile

sizi bekleyen diğerlerine de rastladım..bana bakmayın efendim

ben, sizin bavulunuzdakiler kadar bile değilim.hem insan onca

silahı, fermuarı bozuk bir bavulda mı taşır böyle; ya siz yalnız

değilsiniz ya da bu yüzden bir kez daha işkence görmeye ahh

etmeyeceksiniz..

iç detay/:gıdığındaki  kuşlar sanki sabah sarsaklığı..

geceyi yakmakla da dinmiyor arzu, hep çağrılmaktan..

 

saçların bak, sanki atlı bir rüzgâr gibi uzamış işte, uzanmışsın..

ama, gözlerini gözlerimden çekip bir eşyaya yerleştirmişsin,

bense ne çok istiyorum gölgene uzanmayı bak, ne çok..

 

ben bir hayalim, geçip giden, bak; mayısın yirmisi,

bir yalnızlık sokağı bueası, fark edilişe uzanan

gölgeye sızan bir sabırla bekliyor sanki haziranı

 

uzanıp izliyorum; bak, geçip gidiyorsun, mayısın yirmisi..

 

dış detay/: efendim söyleyeyim, biz  acılar böyleyiz işte..

mezarlık otları gibi besleniyoruz, oradaki ağaçlar gibi,

büyüyoruz..toprak, ölenin hafızasından ibaret değil

ama, bizi kendine çağırıyor, tanıklığa..

 

toprak hafızalı çocuklar oradan doğuyorlar bahtlarına.

sonrası, büyüyen ağaçlar meselesi..çocukken mesela,

on bir yaşken daha; önümüzde yaşanacak o kadar çok

yaşla besleniyoruz ki, yaşımız ancak sizin gözyaşlarınız

ile tamamlanacaktı sanki, sizin, unutulmuş anılarınızla..

 

gece yarısı gelmiştiniz bize. kalaşnikofun ucunda bir bıçak..

oysa savaşlar artık, öyle göğüs göğüse verilmiyordu ki..

yine de, güven veriyor sanki, zamana sürgün sözleriniz ..

 

 yatılı günlerin penceresinden bakınca, o gün öldürülüp

sürüklenen  miydiniz diye, ne zaman vurulmuş birini

görsem, ayaklarına kadar yerleşiyor gözlerim;

çıplak ayaklarınızın akşamına..

 

xozat..  morgun kapısı açık..açık yaralarıyla sokağa

uzanmış çıplak ayaklar..eski, kanlı battaniyeler..

okuldan çıkışı çocukların.. çocuklar..

 

hiç detay/: gel otur, can dayandı gırtlağa, gel otur;

sümbülün dağları var bilsinler, gel; sümbülün

ağrıları,dağardıları..

 

en iyi yerinde zamanın, görmüşlüğü var, hayal izleri..

mutlulukta mutsuzluğu vardır insanın..gel otur. bunca hayat

kırığı, bunca kıran birikti şuncacık ömründe..sen taşınırsın da,

el taşınmaz içinden; insan gider ve gitmeyi bırakmaz ardı sıra

kuşların mı kaldı oracıkta, oracıkta ölmüşlerin mezar

başlarında. hayalinin aynasında..

 

sual: acılar mı büyüttü, anılar mı peki, sen söyle

rüyamı anlatıyordum, yatağına uyumuşum.

solgun kırlara da büyürmüş çayırlar, solgun çocuklara da..

 

mayıs’07

üzgün ağaç ağıdı

eskiten@gmail.com

Bunları da beğenebilirsin

Yorum Yok

Cevap Bırakın