Şiir

şiire doğru: akın yanardağ

siz, siz olun onlara uymayın! onlarda okuduğunuz 

şeyin sizdeki anlamlarına varın.

e. yağan

yatağınızdan kalktınız, yara okur gibi okumaya başladınız. kanınızın aktığını, kalbinizin ısındığını hissettiniz, derken.. aşkınız bulunacak mıydı acaba; aşkınız şimdilik içinizde; bir tek sizinle dağın iki başı gibi kırlara çıkıyor; rüzgârla ormanlara arınıp, sulara yıkanıyor; içindeki gölgeyi asıp.. ama aşkınız bulunacak mıydı.. yani sırrınız bulunup dal budak salacak mıydı daha; dal-budak yayılan yara gibi..

şiiri pek sevmezdiniz ama yazılan şiir size yöneldiği için teslim alındınız. ciddileştiniz, hayallere daldınız; gözlerinizin iliştiği o ilk nesnelerin üzerinde farkında olmadan bir boşluğa bakıyormuş gibi dünyalar yerleştirdiniz içine ve kalbinizdeki o tuhaflıkla hızlandı kanınız, çıplaktınız. biliyorsunuz çünkü hayatınızla sizin aranızda aşktan daha sağlam bir dayanak yoktu, aşk çünkü, siyasettir, kalbi örgütler geleceğe; inandınız, düşüncenizin yeni bir boyutu gibi gece kalkıp, sizin için kurduğu geçitlerden geçtiniz yola inandınız, inanmadınız, inandınız; inanmadınız çünkü içinizdeki evler onaylamıyor pencerelerini, teni dahi

ama sözcüklerinden kurduğu çetesini üstünüze alındınız. bahtınızı onunla çıkardınız geceye, elini kalbini aldınız eğildiniz, kalktınız; bir dağı bir dağa kavuşturdunuz, bir masala girip çıktınız gibi gecesiyle sabah ettiniz onun kalbiyle uyuduğu gecesinde, siz onun şiiriyle her bir satırıyla her bir geçmiş zamana elveda ile..

bu seyrelmeleriniz en çok bu şiire yarardı, geleceği değil. geçmişin izleri arasında dolaşarak, bu günü onaylıyordu. inandınız; çal-çamaşırlar o güne doğru bi yıkanmışlıkla yeniden giyilebilir artık, yeniden sevilirdi kahkahalarla. zaten söz duyguları uzatıp incelten bir makinedir ya da bir günlerin fark edildiği bu şiir de, size bugününüzün yıkıntılarınızla aranızdaki yakınlığını gösterdi, inceltti

( … )

şiire doğru bir hayat, şiire doğru bir ırmak bir yakınlık. her bir satırla her bir geçmiş zaman ipe çekilip asılıyor. sevdiği elbiseleri, sevdiği günleri giyinip şenlik ediyor. delilo tamzara karaçorcünoyunlarıyla zaman dokuyor. bir çağ yangını şiire doğru, bir zaman ezgisi şiire doğru. okudunuz, ve bir yay gibi saplandığını hissettiniz aşkın. geceyi unuttunuz, sabaha doğru kendinizi de unuttunuz; şiire doğru su, munzur’a ikrar verdiniz yine şiire doğru

bir elbise gibi dokunduysam geceni paylaştığım tenine, uzun günlere uzun gölgeler gibi yaslandığım içindir

inanamadım kalbime, görseydin ne dayanıksızdı sesine

inanamadım. görseydin, ne dayanıksızdım sesine, öyle

 

 temmuz’09

aşk siyasettir çünkü: m. mungan / içimizdeki evler: adonis

söz duyguları uzatıp: flaubert / delilo tamzara cün: m. çetin

munzur’a ikrarverdin: n. uçarlar

"üzgün ağaç ağıdı"

Bunları da beğenebilirsin

Yorum Yok

Cevap Bırakın