Söyleşi

“üzgün ağaç ağıdı” üstüne / eyüp hanoğlu

nehir uzun akarsa uzun olur seyir, göç uzun akar: gördüm

akın yanardağ’ın haylidir kendi mecrasında kitapsız ama birbirini takip eden kolektif birikimlerden de damıtarak sürdürdüğü şiir yolculuğu, “üzgün ağaç ağıdı” ismiyle kitap haline geldi.

daha isminden başlayarak bize doğanın bir parçası olduğumuzu hatırlatmayı meram edinen “üzgün ağaç ağıdı”; naif dizeleriyle öncelikle, doğanın, insanın, acının sesi ile özdeşleşmemize olanak sağlıyor.. yanardağ’ın hozat’tan başlayan yolculuğu da üzgün bir ağıt aslında: “oturmuş bir yara ömrümü kemiriyor, gördüm” dediği yerden, kitaptaki şiirleri okurken bu “görme” hali sık sık yokluyor okuyucuyu; imgelerin, dizelerin derman olamadığı, kuşaktan kuşağa aktarılagelip kolektif bir sancıya dönüşen geçmişin kederi. akın yanardağ; yanan ağacın, dağın, kendi sularına boğdurulan ırmağın, sürgünün, süsenin dilsiz acılarına uzanıyor.. orası zamanın bir sır gibi kendinde unuttuğu dilsiz acılar frezyası..

belki aşk bir iyimserlik olabilirdi ama o da güze ağlayan kalbin kederi ile bu üzgün ağıda dahil. Üstelik sır gibi saklı ve hiç adil değil; eksik “bir şarkı gibi kalırsın, bir rüzgâr gibi boşalır için, bir ömür boyu”

en nihayetinde “niye demişim bilmiyorum ama demişim” diyor yanardağ. “üzgün ağaç ağıdı” şiir ummanına bırakılmış bir ilk kitap olsa da, varlığını hissettiren bir şiir işçiliği, “taşın rızası”na kadar inen doğallığı ve buna eşlik eden poetik tavır arayışıyla. şiire verdiği emek yine kendi şiirinde ete kemiğe bürünerek, üzgün ve mahcup  dizelerinin içinde dolaştırıyor okuyucuyu..

eyüp hanoğlu

 

nisan 2012

Bunları da beğenebilirsin

Yorum Yok

Cevap Bırakın