Günlükler

ÖĞLE RÜYASI Rİ’YE SONRAKİ NOTLAR

sen yine de düşün. eğer gelmezse, yani akamazsa bir çağlayanın nasıl yankılandığını düşün. düşün kalbinde. düşün ki o gün yağmur vardı. gece az ilerdeydi. sözlerim kulağındaki adımdaydı. düşün ve bir an nasıl gelemediğini, aslında kaç kez geldiğini, kaç kez ayaklarınla yıkıldığın kendi kapında seni geçerken gördüklerini, gelirken gördüklerini, her gördüklerinde onlara neler hissettirdiğini düşün. ezberlediğini düşündüğün dağ seslerini -aslında iç seslerindi onlar- her seferinde sanki ilk kez duyuyormuşsun gibi o seslere kulak kabarttığını. işte bir yeniliktin. sanki ırmaktın ama ilk, sanki yılan ıslığıydın ama farklı. seni gördüklerinde durdular, sen durduğunda hareket ettiler. ilktin. kendinden geliyordun. başlatıyordun. yakıyordun. sınanmış zamanı yeniden sınıyordun. ne anlamaya, ne anlatmaya kelimeler yetmiyordu seni. hissedilirdin ancak. kelimelerin kendisi bile kıskançlıktan yapılmaydı sanki. kalbi yakıyordun. kurulmuş duvarı yıkıyordun. çizgiler diyordun bir yerde. o çizgiler.. Devamını oku

Günlükler yazılar

GECE MiSiNiZ

,,o kadını anımsamıyorum, artık anımsamıyorum,

öyleyse nasıl unutacağım,, fuantes

bu, ilk uzaklıktı
sonra öteki uzaklık başladı.

gecen gündüz; içerdesin. dilin şaraba aşina, yüklendin onu. gecen gece, ordasın: geciktim çünkü ışınlanma şansım yok sarılıyorsun ama hava soğuk ama ten geçirgen işte ısınıyorsun işte şurda bir yer vardı deniyor hayır ora değil sıcak bir yer var yani sanki düş kıyısı. ordasınız; sana köşeyi ayırıyorlar duvarı arkana mekanı öne almayı seviyorsun biliniyor artık “uyu yavrum, bak takip ediyorum kaçtır” ne uyuması dilim pelesenk oldu dilim kendi yolumda topraklaştı tozlaştı taşlaştı tekrar, diline değince acıtması bundan sen nazik leyla; sen yerinde duramaz dans eder boynunu hafif eğer gözlerini kapatırsın, gözlerin oysa çok yorgun çok büyük içine aldığı dünyayı istanbul’da bir yere bırakıyor, burcunun bir  özelliği büyük gözlerin. Devamını oku

Şiir

gözlerimle gördüm: akın yanardağ

gözlerimle gördüm bu sabah
ölüme eşitlendiğini göğün
kanın hücum ettiği alanlarda
bozkırın su taşıdığını ormana

gözlerimle gördüm bu hayatı
sabahın ilk saatlerinde olanların
başımızın üstünde ve dünyanın
dışında bir yerde oluştuğunu

bir çok yerde süren yolların
başka yerlerde oluşan yalnızlığını Devamını oku

yazılar

kurtarılmış hikayeler: akın yanardağ

(yayınlanmamış notlar için notlar)

“kitaplarımızı, karalamaları düzeltip durmayı
bırakmak için  yayımlarız”
alfonso reyes

tekmil doğu suskunluğa bir mil daha sürdü. unutulmaya direnen bir hafıza gibi sorular soran çağdan bu yana, altından da kıymetli baharatına bulayacağı çeşniyi bulmuş gibi, önceki tarihin akışı tersine hızla fersahlar aştı zaman. o zamandan bu zamana babil’in yüzleri, direnen bir bitki gibi, içerde direnen yerini bulup oturdu. evvelden bu yana yönüne yön katmış kimlikler, ardıllarının huzursuzluğuyla karşılaşınca içerdiği değişiklikleri de hatırladı.  unutulmaya yüz tutmuş silüetler, zamana direnen huylar gibi üşüştüler bugüne. ki arkaik sözler de tanıklık eder buna. bu çağın mı, o çağın mı tanıklığıdır bu? anafor suları gibi biribirine akan öte zamana bırakalım bunu. Devamını oku

yazılar

davayı sürdürmek ya da dağın başı vatandır

akın yanardağ
dersim gazetesi

kalktım dağlı bir ağıt yaktım. bunu dedin. çünkü niye, hayal de eskir zamanla. eski ırmaktı o, kavimler aktı göğünde, ağıtlar yakıldı. birinin yarattığını yıktı diğeri, biri ağız büktü, öbürü diz çöktü. ateşi sürenler suyu da sürdüler. işte sen, sesinde duyulan acılarınla konuşuyorsun. ağıt gibi açıksın. kavlinin ayak izleri seni alıp çocukluğunun ilk öykülerine götürüyor. hayat önlerinde giderek bir kaval sesi, çobanın sönmüş ateşi oluyorsun. yazgını kabullenerek değil ama, taşların yaban gövdesinden uzaklaşarak artık! uzak bir buğu, bir siluet ile ufkuna kazınan toprak evlerin, yeni yapılar karşısındaki hükmünün ne olacağını düşünerek. o şehir, o viran, o ağıt ile /geleceğin değil, geçmişin zamanıyla geçilen. değil ama. hepsi bu değil.. Devamını oku

Söyleşi

Şairlerle kısa kısa: Akın Yanardağ

Poetopyaya girişte “Merhaba” yerine her şair bir dizesini söylüyor. Hangi dizenizi “Merhaba” yerine kullanmak istersiniz?

Senin duyguların bir sonbahara bakar.” “İnsan ki bir sese gelir bazen.”

İlk şiirinizi kaç yaşındayken yazdınız? Ne hissetmiştiniz?

Hissettiğim şey, kapılmanın sıcaklığıyla ilgili bir şeydi sanırım. Şiirin kendini sezgisel olarak hayatıma dahil ettiği halin yeniliği. On üç yaş olsa gerek.

İlk şiiriniz (yani yayımlanan) nerede ve ne zaman yayımlandı? Ne hissettiniz?

Devamını oku

Şiir

kim, nasıl, neden

çölün gizlendiği alana mı gömdün suyu
bilinmenin dil rüyası seni nasıl inandırdı
-tarihin gergefi yalan
-zamanın rüyası yalan
anladık mı

ne yapsan inanmazdı bedenin
bir mutluluk hazzı olduğuna
-sürgünün bir dil kefesi olduğuna
-gurbetin bir dil kefesi olduğuna Devamını oku

Blog yazılar

viva gitmek, viva komünya: mehmet çetin

döğüşkenlik ve incelik: mehmet çetin.

“sor bize bu nasıl bir çağdı diye
bu ne gürültü, ne yangın böyle”
mehmet çetin, taşa hatıra

piya’dra
“II.

yaşlıların komünizm zamanı yüzlerini görmüşüm
çim biçiyor resim yapıyor çit onarıyorlar süs için
balık tutar gibi yapıyorlar ırmak akışınca tembel
merhaba diyorlar tanımadıkları her gelip geçene
gülüşler nilüferler eşliğinde suya inerken söğütler

gülüşler nilüferler eşliğinde suya inerken söğütler
breukelen diye bir köyde henüz açılıyordu kafeler
tembellik hakkını kullanıyordu sandalyeler ve gün
daha yavaşlatıp zamanı ıslığına doladığı rüzgâr ile
kainatın hızı insanın da tabiatı olsun diyordu sanki

diye diye alıp buraya kadar getirmişim kendimi
onca tutsaklık onca evbark dünya halinden geçip
bir gül bulmuşum henüz açılan kırmızısına oturup
düş gördüm: insandır doğanın en eksik şarkısı diye
piya’dra ırmağının kıyısına oturup ağlamadan önce”

kekemece

pergelin merkezi

mehmet çetin’in düş referansı, onun ütopyasını bugüne çağırma halidir. insanın geldiği/getirildiği noktaya itirazını, buna müdahil olma hali ile düşünü kurduğu dünyayı bugünden yaşama özlemidir. bunu, yazın ve politik hayatında, kendi etki sahasında bir hayat bilgisi olarak ortaya koymuştur. hayatla kurduğu bağı; geldiği, geçtiği ve konakladığı yerlerde kendinde cisimleştirmiş, canlı kılmıştır. emirali yağan’ın “o, bir pergelin merkezidir. biz etrafındakiler, biz yanındakiler hep o pergele göre tarafımızı ve yönümüzü belirlemişizdir” sözü mehmet çetin’i bu anlamıyla iyi ifade eder.

Devamını oku

Şiir

toz olmak

yarama şu müzik iyi değil
şu söz iyi değil, şu sis de
müzik dinle diyor, gever’li
hayır diyorum iyi değil ruhuma
yeniden kazanılıyor acılar ki ne rahat
ne kanatıcı bir bütün oluyor
kimsenin kanıtı değil kalbim
ayakları dibine serilen paspası da

şu film iyi gelmiyor ruhuma
şu yüz şu dokunuş şu başka oda
ırmak desen yara gibi akıyor
ağaç desen köksap gibi kaplıyor içimi
oturmalar kalkmalar iyi gelmiyor
kendimle yüzleştiriyor sadece
yazmak, iyi değil
kırılmalar toplanmalar özensiz ve dikkatsiz
davranışlar Devamını oku